featured

“Beni kov ya da evden çalışmama izin ver”: Çalışanların ikilemi

Potamanya –  2000’li yılların başından itibaren gelişen ve küresel pandemi sırasında mega trendler haline gelen dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve mobilite artık çalışma hayatının öncelikleri arasında yer alıyor. Küresel ölçekte ister işveren ister çalışan açısından tüm iş dünyası artık uzaktan çalışmanın köklü bir değerlendirmesini yapıyor.

COVID-19’dan önce, uzaktan çalışma tüm dünyada anlayışla karşılanmıyordu ve işverenler bunun verimlilik kaybına neden olacağından endişeliydi. Ancak COVID-19 önlemleri altında geçirilen bir buçuk yılın ardından şirketler evden çalışmanın hayal ettikleri kadar endişe verici olmadığını gördüler; aksine, birçok işveren uzaktan çalışmanın birçok durumda daha da üretken olabileceğini fark etti.

Uzaktan kumanda yerine hibrit

Bununla birlikte, hem işverenler hem de çalışanlar, aşılama sürecinin hızına ve etkisine bağlı olarak küresel pandeminin etkilerinin hafifletileceğini ummaktadır.

Ayrıca, uzaktan çalışmanın süresiz olarak devam etmesi halinde ekip ruhunu ve inovasyonu bozabileceği ve hatta öldürebileceği riski hakkında daha fazla konuşmaya başladılar.

Finans sektörü, doğal olarak ekiplerin haftanın beş günü bir an önce iş yerlerine dönmesini isterken, teknoloji odaklı yenilikçi şirketler, çalışanlarının yarı yarıya ofise gelmesi, diğer yarısında ise uzaktan çalışma fikrini tercih ediyor.

Ancak, en yenilikçi şirketler bile çalışanlarının tamamen uzaktan çalışmasına sıcak bakmıyor. Bir şirketin üretim veya yönetim süreçlerinde ürünlerin geliştirilmesi ve olası sorunların çözülmesi için hayati önem taşıyan ekip ruhunun sağladığı hızlı çözüm üretme yeteneğinin, çalışanların işyerine hiç gelmemesi durumunda ortadan kalkabileceğinden endişe ediyorlar.

Bu nedenle küresel pandemi sonrasında şirketlerin çalışanlarına hibrit bir çalışma programı sunacağı beklentisi daha fazla destek alarak, çalışanların kişisel ve ailevi ihtiyaçları için daha fazla esneklik sağladı. ABD’de 50.000 çalışma çağındaki kişiyle yapılan kapsamlı bir araştırma, bu konuda önemli ipuçlarına işaret ediyor.

Ev ofis önceliği

Geçtiğimiz Haziran ayında gerçekleştirilen ankette, katılımcılara 1 Ağustos itibariyle haftanın 5 günü işyerine dönmeleri için işveren tarafından çağrı yapılsa tepkilerinin ne olacağı soruldu. %35,8’i ise “Haftada en az bir veya iki gün evden çalışmama izin veren bir iş bulana kadar istemsiz olarak işe döneceğim” yanıtını vermiştir. Çalışanların yaklaşık %6,4’ü küçümsenmeyecek bir rakamla “İş bulmamı bile beklemeden işverenin beni işten çıkarmasını istiyorum” dedi.

Yani 50.000 kişinin yaklaşık yarısı meslek yaşamlarında en az bir veya iki gün evden çalışarak geçirmek istedikleri mesajını verdi. Nitekim ABD’nin istihdam ve özel sektör iş piyasası verilerini düzenli olarak tutan ve ölçen kurumların verileri, özel sektörde sadece geçtiğimiz Mayıs ayında %2,5’e yükselen istifa oranının en yüksek oranda olduğunu gösteriyor. 2000’den beri.

 

Anketin ikinci sorusu ise daha da ilginç: “Haftada 2 veya 3 gün aynı çalışma koşullarını sağlayarak evden çalışmanıza izin veren yeni bir işi kabul eder misiniz?” Ankete katılan 50.000 kişinin toplam %55,9’u aynı özlük haklarına ve haftanın 2-3 günü evden çalışma hakkına sahip yeni bir işi kabul edeceklerini belirtirken, %33,2’si ise “Bu, önemli değil.” Ayrıca %10,9’u “evden çalışmaktan hoşlanmayacaklarını” belirtmiştir.

görmezden gelmek için çok fazla

Bu oranlar ne olursa olsun, önümüzdeki dönemde Amerikan şirketlerinin görmezden gelemeyeceği veriler gibi görünüyor. Ayrıca işi hemen kabul edeceklerini belirten %55,9’luk oran erkeklerde %54,1, kadınlarda ise %57,8’dir. Yine aynı kişilerin %55,9’unun 18 yaşından küçük çocuğu olduğu, %49,4’ünün ise 18 yaşından küçük çocuğu olmadığı veya hiç çocuğu olmadığı görülmektedir. Bu da demek oluyor ki çalışanlar bir çocuktan sorumlu olmasa bile haftada en az 2-3 gün evden çalışmak isteyenlerin oranı beklenenden çok daha yüksek.

Anketin ve araştırmanın son detayı dikkatinizi çekebilir. “Küresel pandemi tamamen bitse bile 2022 veya sonrasında hala haftada kaç gün evden çalışmak istiyorsunuz?” sorusuna verilen ilk cevap. Mayıs 2020’den Haziran 2021’e kadar olan dönemde sorulan, Mayıs 2020’de 2,1 güne yakındı.

 

Ancak çalışanların aynı soruya verdiği yanıtlar, “2,5 gün” civarında bir süre ile Aralık 2020’de en yüksek seviyedeydi. Haziran 2021’de aynı cevap ortalama “2,3 gün”dür. Görünüşe göre küresel pandemi bitmiş olsa bile 50.000 denek üzerinde yapılan araştırma, haftada en az 2-3 gün evden çalışma isteğinin oldukça güçlü olduğunu gösteriyor.

İşveren tarafında da veriler oldukça ilginç. Aynı soruya işverenlerin Mayıs 2020’de verdiği cevap “0.8 gün” oldu. Cevap, Ekim 2020’de “1.2 gün”e yükseldi, ardından Ocak 2021’de “1.1 gün”e düştükten sonra. Haziran 2021’de anketin sonunda tekrar “1.3 güne” yükseldi. Yani ABD’deki işverenler, salgından sonra bile çalışanlarının haftada en az 1 veya 2 gün evden çalışmalarına izin vermek zorunda kalacaklarının farkında görünüyor. Bakalım bu olağanüstü küresel olayın ardından iş hayatı nasıl yeniden şekillenecek.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.